1 Ağustos 2011 Pazartesi

yine bize hasret yine bize özlem var.

"aptalsın sen" diye çığlıklar atıyordum. o kadar çok sarsıyordum o kadar çok hırpalıyordum ki, kendimi kendimden korumaya gücüm yoktu.

affettiklerini hazmedemediği anlar oluyor insanın. ben hazmedemediklerimle boğuşurken onun özürler dilemesi bana hiçbir şey ifade etmiyordu. ben kendimi hırpalarken yalnızca seyretmek zorundaydı.

gücüm tükendiğinde ağlamaktan, "kahve suyu koysana" dedim, alışkındı, kendimi yer bitirir yine kollarına koşardım, o bana da bu duruma da alışkındı.

kahve suyu koyduktan sonra kollarımdan tuttu sakince, yüzümü yıkadı banyoya götürüp, banyo kapısında sarıldığında bi posta daha ağlayabileceğimi hesaba katmamıştı. her zamanki gibi o kahveyi içmedim.

o tv izler görünüp pişmanlık duyarken yaptığı geçmiş hatalardan, ben saklandığım göğsünde onu daha fazla korkutmamak adına içimden ağlıyordum bizi düşünerek.

her ilişkide vardır inişler çıkışlar kavgalar sevinçler. bizimkiler fazlaydı. ikimize de fazlaydı. mesafeler bizi yer bitirirken biz birbirimize doyamadığımız her anı yine birbirimize zehir ederek yaşıyorduk bu hayatı. aynı şeyleri hissedişimizden sebepti birbirimize olan anlayışımız. kaç ezan dua etmiştim ağlayarak. kaç kez yalvarmıştım artık uzak kalmayalım diye.

yatağa yattığımızda kendimi yemeyi bırakmış şarkı söylemeye başlamıştım bile. yanında şarkı söyleyebildiğim tek insan. bu haliyle bile özel. oyuna döktük işi, o istedikçe ben değiştirdim. uykuyla uyanıklık arasındayken bile, hala beni dinlerken ona acıdım. her kriz anımda tüm bu dengesizliklerime katlanmak zorunda mıydı?

"yaşatan o, katlanmalı" diyemedim. onu ben seçmiştim. bunları yaşamak istemesem git diyebilme hakkına sahiptim. seçim benimdi, ve yine seçim onundu da aynı zamanda. krizlerimi yatıştırmak istemese "gidiyorum" diyebilirdi, hiç dememişti ki. tüm zorluğuma rağmen tüm hassasiyetime rağmen hala yanımdaydı.

göğsüne sakladım kendimi bir kez daha. nefes alışverişini, kalp atış ritmini dinledim. kokusu benimdi.

son bir sene daha dedim, bir sene daha katlanabilirdim bu uzaklığa, fazlası yorardı, avuttum kendimi bir sene daha diyerek, uyuyakalmışım.

uyandığımda elleri hala belimi kavrar halde yüzünü saçlarıma gömmüştü, bekleyebilirdim, bekleyebilirdik..

9 yorum:

Profösör dedi ki...

Bekledim de gelmedin der gibi..

Profösör dedi ki...

Bu arada; Ramazan ayında bir insanlık dramı olan Afrikadaki açlık çeken insanlarımızın ölümcül durumlarına dikkat çekmek istedik.. Paylaşım için düşünce ve görüşlerinizi bekliyoruz..

http://mefkuremiz.blogspot.com/

crazywomanrosemary dedi ki...

seçimlerimiz ne denli önemli..birlikte büyümekte öyle..:))

(yaşını tam bilmiyorum,sahi yazın kurguda olabilir ama çok içten ve yalın.)

çığlık dedi ki...

profösör; umarım "bekledim de gelmedin" olmaz sonumuz..

çığlık dedi ki...

crazywomanrosemary; seçimlerimiz önemli, birlikte büyümek zor olduğu kadar keyifli :) yazım kurgu değil, çok teşekkür ederim :)

▬|α.к.α.т.я.ι.є.ℓ|▬ dedi ki...

Çok içten olmuş ya ^^

çığlık dedi ki...

teşekkür ederiiim ^.^

Gizem. dedi ki...

Bizim de son 1 yılımız ve zaman geçmemek için ayrı bir çaba harcıyor ben de deli oluyorum..
Kavgalar ise hep aynı önce çıldır sonra sakinleş sonra uzaklığı suçla..

çığlık dedi ki...

gizem sen ben olabilir misin? ya da siz biz? :)