11 Temmuz 2011 Pazartesi

kadın sigarası renkli paket olur


isterdim ki herkes çok mutlu olsun. kimse eşiyle ailesiyle sorunlar yaşamasın. her çocuk özel hissetsin kendini. anne baba kavgası bilmeden sorun sıkıntı görmeden büyüsün. herkes sorumluluğunu bilip sorumlu olduklarını üzmesin. hayat o kadar zor ki, bir o kadar da kısa ki. kimseyi üzmeye değmez. ah bir de anlasa insanlar. huzurlu günlerim sevdiğim insanların huzursuzluklarıyla doldu. zor zamanlar. allah yardımcıları yardımcımız olsun.

bi yandan da dönüp baktığımda ne şanslı bi insan olduğumu farkediyorum. ne olursa olsun her sıkıntımı anlayabilen bi insana sahibim. anlatmayı ne kadar sevmese de her şeyini bana anlatabilen bi insan. dilerim böyle sürsün. tadımız hiç bozulmasın. aslında hiç aşk böcüğü bi insan değilim. ama bu ara olumlu yönleri görmeye çalışıyorum. çabalıyorum.

ve bir de geçen akşam sıkıntıdan sigara paketlerini boyadım ojelerimle. manyak mıyım ne. pek güzel de olmadılar. ama olsun kadın sigarası oldukları belli :p


blog yorum işine hala çözüm bulamadım. sinirlerim tepemde. yorumlarım gitmiyo yaaaa! ay sinir oldum çok fena.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

ilişki denen meret karakterime ters

Karakterime çok ters bi ilişkide olduğumu her zaman söylerim. İnanılmaz derecede özgürlük düşkünü savunucusu, başınabuyruk bi insanın böyle bi adamla olması cidden çok zor. Yani ben böyle bi adam diyorum ama sevgilimi nasıl anlatabilirim hiç bilmiyorum. Kıskançlıkta çığır açmış bi insan kendisi. Çok zor çok çok zor bi insan. Ben de kıskanç bi insan olduğum için anlayışla karşılabiliyorum sanırım her hareketini.

Ama dediğim gibi karakterime çok zor bi ilişki bu. Yani aslında bu ilişki demek de saçma. Uzun süreli ilişki ters karakterime net olarak. Çünkü ben şıpsevdi bi insan olmalıymışım gibi. Daldan dala. Bi onunla bi bununla gezmeliymişim gibi. Bazen ilişkilerin başlangıç dönemlerindeki o oynaşmalara inanılmaz özlem duyuyorum. Gizli saklı bakışmalar, oynaşmalar falan oluyo ya. Acayip özeniyorum yani. Böyle şeyler yaşamayalı çok uzun zaman oldu çünkü. Bazen benim salak sevgilim "hadi gel oyun oynayalım, ilk kez tanışıyomuşuz gibi yapalım" gibisinden dangalak önerilerde bulunuyo. Ama yemiyo tabi, olmuyo yani, yerini tutmuyo ahaha :D

Sevgilime de söylüyorum, senin için karakterimden ödün veriyorum resmen diye. "olması gereken bu" diyo ya o zaman iyice çıldırıyorum.

Bazen o özgür olduğum zamanları özlüyorum ki artık o zamanlar çocukluğuma tekabül ediyo. Ama olsun. Her uzun ilişkide oluyodur böyle şeyler diyerek kendimi avutuyorum. Oluyodur di mi? Oluyodur inşallah da sorun ben de değildir.

7 Temmuz 2011 Perşembe

şu cahile bi yardım piliiiiizzzz

ya benim yorumlarım neden spam olarak gidiyor yahu? bi ton insan yorumlarımı görüp yayınlamıyor bile. ama neden neden neden :( bilen varsa bi yardım ediversin yahu.

5 Temmuz 2011 Salı

adam gibi bölümlerde okuyun olum

Şu an çok tatlı bi terasta salıncakta sallanırken rüzgar eşliğinde yazıyorum bu satırları. Evet yine bi yerlerdeyim, yine evimde değilim. Parfüm olayını her zamanki gibi abartmış olmalıyım midemi bulandırıyor şu anda kokusu. Hayatım kendi seyrine dönüp tüm şu yoğunluklar bittiğinde neler olacak merak ediyorum. Umarım çok sıkılmam. Dün bi iş görüşmesine gittim ilk defa. Aslında çalışma niyetinde değilim. Ama duyunca hadi gideyim de bizimkilerin yanında kalmaktansa yine yerimde kalayım dedim. Gitmez olaydım. Sadaka verir gibi maaş teklif ediyor. "ayyy o benim kuaför masrafımı karşılamaz ayol" demek istedim zengin züppeler gibi. Ama diyemedim tabiki de. İyi madem haber bekliyorum dedim ve çıktım. Ama geri dönseler bile kabul edicemi zannetmiyorum. Kiramı bile karşılamaz o ücret benim. Bunu okuyan liseli kardeşlerim adam gibi çalışın doğru düzgün bölümlerde okuyun biz yaptık siz etmeyin. Öptüm byes. Şimdi dana kadar bir albeni yicem. yüzde elli daha fazlaymış. ama ye ye bitmez bu yüzyıl.

27 Haziran 2011 Pazartesi

ölsün tüm böcekler

her şey gece su içmek için kalktığımda başladı. salonumuzun ışığını bi yaktım kocaman bir kara böcek hızla çamaşır makinasının altına ilerledi. (stüdyo daire şeklinde evimiz) çığlık atmaya bile fırsatım olmadı. şoktan. o gece ışıklar açık uyudum. sonra bi müddet görmedik kendisini. lan bi de bu böcekler çok hızlı çoğalıyorlarmış. ay yazarken bile huylanıyorum şu anda. sonra baba evinden döndüğüm gün odamda bulduk kendisini. çığlık çığlığa evde koştururken ben saolsun sevgilim öldürüp attı kendilerini. ertesi sabah tüm evi çamaşır suyuyla baştan aşağıya temizledik.

dün gece yine su içmeye kalktığımda koltuğumuzun üzerinde kardeşini gördüm!!! allahım bi de nasıl öküz gibi büyükler anlatamam. ev arkadaşımı çağırdım. çünkü ben öldüremem :) ama öldürmeye çalışırken nerelere kaçtıysa gözden kayboldu. bugün gidip böcek ilacı aldık. altı ay etkiliymiş. tüllerinize sıkın leke bırakmaz, 6 ay eve sinek girmez diye ekledi adam. akşam sıkın sabah ölülerini temizleyin dedi. ayyy çok fena huylanıyorum. öyle böyle değil. her tarafım kaşınıyo. böcek ilacı aldığımız yerde bi kadın daha vardı. onlarda da varmış aynı böceklerden. hem de onlar da kocamanmış. mevsimli mi bunlar ne yaaa.

böcek dediğin pis evde olur arkadaşım. nerden gelip buldular bizi. yan dairedeki çocuklara atıp duruyorum suçu. onlardan geldi kesin diye. offff kocamanlar yaaa. başparmağım kadar!

hala bi yerleşik düzene geçemedim. aynı evde 3 geceden fazla kalmıyorum şu sıralar. düzenime kavuştuğumda işalla tüm blogları okuyciiim. hoff resmen göçebe oldum. 2 haftada 4 şehir gezdim nerdeyse. yine bi hafta kadar yokum :( normal yaşamayı özledim lan.

26 Haziran 2011 Pazar

mızmızın tekini mimlemişler yememiş içmemiş yazmış hemencik

o kadar çekilmez bi insanım ki 3 gündür. ben bile sıkıldım kendimden. öyle böyle değil ama. çıkamıyorum bu ruh halinden. acayip bir mızmızlık acayip bir iticilik var üzerimde. sevgilime gına getirdim artık. en sonunda bu sabah yine yürüdüğümüz yolda "bacaklarım ağrıyo yeter yürümek istemiyorum" diye mızmızlanırken (ki zaten yürüyüşe çıkmıştık yürümekteki amacımız oydu) patladı yavrucuğum bana "yeter ama susuyorum günlerdir geçer diye, düzelmek falan bilmiyosun, kendine gel ya, dön bi bak, bu ne mızmızlık bu ne şımarıklık, gına geldi cidden, noldu sana" vs şeklinde azarladı bi güzel. ama diyorumya düzelemiyorum. lanetlenmiş gibiyim. regl dönemindeyim o sebepten olsa gerek.

mimlenmişim ben. blogumun ilk mimi kibritçi kıza teşekkürlerimi iletiyorum buradan. mucks. mim konusu etkilendiğimiz kitaplar.

son zamanları saymazsak çok kitap okuyan bi insandım ben. öyle böyle değil yani. ne bulsam okurdum falan. özellikle çocukken. ama öyle acayip etkilendiğim kitaplar yok :/ "bi kitap okudum hayatım değişti" diyemedim yani hiç.

ama çocukken özellikle, heidi'yi okumaya bayılırdım. heidi çocukluğumun en güzel kitabı ve en güzel çizgi filmi ayrıca. defalarca okumuşumdur. ezbere biliyorum diyebilirim bile.
gülten dayıoğlunun "dört kardeştiler" diye bi kitabı vardı, o kitaptan da çok etkilenmiştim okurken, çocukluk işte :))
bi de "konuş benimle angel" vardı, kanser bi kızı anlatıyodu, ondan da bir hayli etkilenmiştim.

ama dediğim gibi sıradan etkilenmeler bunlar. hepsi de çocukkenmiş bak, bi düzgün kitap yok saydıklarımın arasında :)

ben de son yorumcularımdan 3 kişiyi mimliyorum, yanıtlamak isterlerse tabiki.

24 Haziran 2011 Cuma

sensiz geçen onuncu gün blog

yuhannes on gün olmuş yazmayalı. ne güzel geçirdim yahu. sevgilimle deli danalar gibi gezdik. ordan oraya ordan oraya. sonra arkadaşımın nişanına gittim. son olarak evimdeyim. akşam mezuniyet törenim var. kep atıcaz havalara. her ne kadar henüz mezun olamamış olsam da kepimi erkenden atıyorum motivasyon olsun diye :D

şu sıra inanılmaz maddi kriz yaşıyoruz ailecek (aileden kasıt sevgili+ben) bilirsiniz öğrencilik en zengin zamanlardır. hiç kriz yaşanmaz para konusunda. ama asıl dert okul bitince başlıyormuş meğersem. hele de bizim gibi bittiği halde bitmeyen okullardansa. onun da benim de bi ton borcumuz var. nasıl yapcaz nasıl etcez hiç bilmiyorum. umarım kısa sürede hallolur. sanırım dandik de olsa bi iş bulup çalışıcam. :/

geçtiğimiz günlerde ben arkadaşımla buluşucam sevgilim de eve geçicek saçma sapan mağazalara girip çıkıyoruz arkadaşımı beklerken. bi ara yine bi mağaza önündeyiz ben de arkadaşımı arıyorum nerdesin nereye geliyim falan diye. telefonu kapatıp arkamı bi döndüm. sevgilimin elinde boxer, yanında da bi kız, kızın cümle şu "o size dar olabilir bi büyüğünü alın bence" benim gözler nasıl büyüdüyse kıza nasıl bi bakış fırlattıysam kız anında uzaklaştı sevgilim de beni kolumdan sürüyerek çıkardı dışarı.