10 Ağustos 2011 Çarşamba

sevgiliyi kontrol etme yolları part1

yeni yazı dizisine başladım bebişler :p benim gibi eğer tereddütte kaldığınız "acaba kimlerle görüşüyor" diye muallaklar yaşadığınız bi sevgiliniz varsa, kıskancın önde gideni olup ona hiç bişi soramıyorsanız doğru adrestesiniz!

ilk olarak; yeni bir hat almaya ikna edilmelidir sevgili kişisi. ben bu konuda dört ayağımın üstüne düştüm. eski hatlarımız ikimizinde kendi üzerimize değildi. yıllanmış numaralarımızı değiştirmek için bundan iyi fırsat olamazdı. birlikte hat almak için çıktığımızda "numaralarımızın son haneleri art arda olsun bebişimmm" modunda dolanıp girdiğimiz hiç bir telefoncudaki numaraları beğenmediğimi söyeleyerek canından bezdirdim. ve ayrılır ayrılmaz ilk gördüğüm telefoncuya girip 2 tane hat istedim, ikisi de kendi üzerime tabi ki.. böylece onun hattı da benim üzerime olmuş oldu!

ikinci olarak; ayrıntılı fatura isticektim fakat sayfa başına 65 kuruş alındığını öğrenip vazcaydım, internetten şifre alınıp ayrıntılar incelenebiliyormuşmuşmuş. uuu süpermiş! günlerden bir gün sevgili sevgilim duştayken 7048e mesaj atarak (evet vodafone kullanıyoruz) hattına bir internet şifresi atadım. artık güç bendeydiii. ama daha bitmemişti.

son aşama olarak; şarj aletimi ortadan yok edip, şarjım kayıp telefonum kapandı bizimkiler ulaşamazsa merak eder durumu oluşturdum. ve sevgilimin ikinci telefonunu alıp hattımı takarak onu kullandım 2 gün kadar. bu süreçte de tüm numaralarını telefon hafızasına kaydeden sevgilimin bana faydası çoktu. tüm numaraları sim kartıma kopyaladım.

artık ne zaman istersem internet şubeden giriş yapıp kimlerle ne kadar konuşmuş kimlerle ne zaman mesajlaşmış kontrol ediyorum. numaralar da sahipleri de elimde! güç bende artık!

bir buçuk ayda herhangi bi yanlışını yakalamamış olmam yakalamayacağım anlamına gelmez değil mi? öyle tabi.

ne su ne bir lokma ekmek. özlediğim tek şey sigara. bağımlısı olmuşum da haberim yokmuş. ah sigara! bi fırtttçık

1 Ağustos 2011 Pazartesi

yine bize hasret yine bize özlem var.

"aptalsın sen" diye çığlıklar atıyordum. o kadar çok sarsıyordum o kadar çok hırpalıyordum ki, kendimi kendimden korumaya gücüm yoktu.

affettiklerini hazmedemediği anlar oluyor insanın. ben hazmedemediklerimle boğuşurken onun özürler dilemesi bana hiçbir şey ifade etmiyordu. ben kendimi hırpalarken yalnızca seyretmek zorundaydı.

gücüm tükendiğinde ağlamaktan, "kahve suyu koysana" dedim, alışkındı, kendimi yer bitirir yine kollarına koşardım, o bana da bu duruma da alışkındı.

kahve suyu koyduktan sonra kollarımdan tuttu sakince, yüzümü yıkadı banyoya götürüp, banyo kapısında sarıldığında bi posta daha ağlayabileceğimi hesaba katmamıştı. her zamanki gibi o kahveyi içmedim.

o tv izler görünüp pişmanlık duyarken yaptığı geçmiş hatalardan, ben saklandığım göğsünde onu daha fazla korkutmamak adına içimden ağlıyordum bizi düşünerek.

her ilişkide vardır inişler çıkışlar kavgalar sevinçler. bizimkiler fazlaydı. ikimize de fazlaydı. mesafeler bizi yer bitirirken biz birbirimize doyamadığımız her anı yine birbirimize zehir ederek yaşıyorduk bu hayatı. aynı şeyleri hissedişimizden sebepti birbirimize olan anlayışımız. kaç ezan dua etmiştim ağlayarak. kaç kez yalvarmıştım artık uzak kalmayalım diye.

yatağa yattığımızda kendimi yemeyi bırakmış şarkı söylemeye başlamıştım bile. yanında şarkı söyleyebildiğim tek insan. bu haliyle bile özel. oyuna döktük işi, o istedikçe ben değiştirdim. uykuyla uyanıklık arasındayken bile, hala beni dinlerken ona acıdım. her kriz anımda tüm bu dengesizliklerime katlanmak zorunda mıydı?

"yaşatan o, katlanmalı" diyemedim. onu ben seçmiştim. bunları yaşamak istemesem git diyebilme hakkına sahiptim. seçim benimdi, ve yine seçim onundu da aynı zamanda. krizlerimi yatıştırmak istemese "gidiyorum" diyebilirdi, hiç dememişti ki. tüm zorluğuma rağmen tüm hassasiyetime rağmen hala yanımdaydı.

göğsüne sakladım kendimi bir kez daha. nefes alışverişini, kalp atış ritmini dinledim. kokusu benimdi.

son bir sene daha dedim, bir sene daha katlanabilirdim bu uzaklığa, fazlası yorardı, avuttum kendimi bir sene daha diyerek, uyuyakalmışım.

uyandığımda elleri hala belimi kavrar halde yüzünü saçlarıma gömmüştü, bekleyebilirdim, bekleyebilirdik..

30 Temmuz 2011 Cumartesi

tatile ihtiyacım vaaaaarrrr

gece gece içimde anlamsız bir sıkıntı. sebebi var mı diye düşünüyorum, yok aslında. yani yok gibi. bilmiyorum. çok fena bi yerlere gidesim var sadece. sevgilimin maddi açıdan rahatlamasını bekliyoruz. sanırım eylülü bulacak gidişlerimiz. gidebilirsek tabi. ama buna o kadar çok ihtiyacım var ki. özellikle şimdi olsaydı keşke. her gün bi ton insandan bi ton sorun dinliyorum. sihirli bi değneğim olsaydı eğer ve sınırlı dilek hakkım olsaydı yemin ederim tekini kendime kullanmazdım. önce o insanların sorunlarına çözüm olurdum ki en azından kafam rahat olabilsin. onları düşünmekten kendime vakit ayıramıyorum. ailemin her bireyinin ayrı bi sorunu var. annem babamdan bahsetmiyorum. sülalem olan ailem. hepsini annemin dinlemesi, annemin kaldıramayıp benimle paylaşması benim de bunları sıkıntı yapmam. keşke herkes çok mutlu olsa. onların sorunları yüzünden ben yoruldum. günde en az 20 şer dakikadan 5 kişiyle konuşuyodum bi ara. eve geldim durum daha berbat. annem üzülüyor ben onu teselli etmeye çalışırken daha çok boğuluyorum. işte sırf bu yüzden alıp başımı bi yerlere gitmek istiyorum. telefonumu kapatmak. her şeyden herkesten uzak. kafamı dinlemek. akşama kadar açık havada yatıp kitap okuyacak olsam dahi istiyorum. error veriyorum. ihtiyacım vaaaarrrr. birisi hayrına masraflarımı karşılasa da gidip kafa dinlesem :D:D

28 Temmuz 2011 Perşembe

çok kızsal bi yazı bu

sevgili : naptın sen bacaklarını jiletledin mi?

anlamamazlıktan gelmeye çalışır bir ifadeyle ben;
- ne demek yani o?

sevgili : tüylerinden kurtulmak için diyorum?
(ne kibar adam benim kıllarıma tüy diyo hala)

- nerden çıktı?

* baksana bacaklarının haline. kesmişsin bi de tüyden kurtulcam diye.

- tamam pes ya iki seferdir jilet kullandım.

* salak mısın neden? daha gür çıksınlar diye mi?

şu salak muhabbet sonrasında kararım kesin. bu sene lazere gidilecek ve ömür boyu kurtulanacak bu tüylerden (?) !!

napim ama baktım jilet kolay işmiş cırt cırt. ama o 2 sefercik denilen sürede bacaklarım berbat bi hal aldı o ayrı mevzu. çok utandım.

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Canım sevgilim;
çok fazla sevgi sözcüğü kullanmasam da bazen ağzımdan kaçıyor, "hayatım" diyorum sana. sen üzerinde durmuyorsun. oysa ki ufacık bir kelime anlatıyor kapladığın yeri. "hayatım" sana ait. aldığım her nefesi verirken sen varsın içimde bir yerlerde. bazen aşkınla bazen öfkenle bazense sadece varlığınla. sana anlatsam şimdi bunları böyle uzun uzun, "yine tuttu gevezeliğin" dersin bilirim. çok mu gevezeyim sevgilim? oysa sessizliğimden yakınan insanlar tanıdım. azıcık sesim değişse anlatırken, "şımardın yine sen" dersin, oysa ben yalnızca sana şımarırım bilirsin.
aslında sana anlatmak istediğim yine içimde yanardağlar harekette. yine isimler yankılanıyor kafamın içinde bi yerlerde. saçlarını yolmak istiyorum senin. sonra kıyamıyorum yine sana.
benim değerimi bilmelisin. bizi senelerdir tanıyan arkadaşlarım "onu hala sevdiğine emin misin" diye soruyorlar bana.. bazen seviyormuşum gibi geliyor bazen sevmiyormuşum gibi. ama şu hayatta sadece senin mutlu olmanı istediğimi biliyorum. o kadar garip ki. sen mutlu ol diye sevmediğim halde yanında kalabilirmişim gibi. bunları söylesem birilerine "hasta" derler bilirim. ama ben böyle hissediyorum gerçekten. takıntı belki bu. ama ben seni mutlu etmek için varmışım gibi hissediyorum. mutlu ol diye ayın şeklini kareye bile çevirebilirmişim gibi. anlamazsın beni bilirim. anlama zaten. anlarsan korkarsın. korkarsan kaçarsın. kaçarsan mutlu edemem ki seni. saçmalıyorum. evet. seni çok öpüyorum.

20 Temmuz 2011 Çarşamba

örnek öğrenciyim o yea

lise hayatımı anlata anlata bitiremem. çok güzel zamanlardı. ama gecenin bi yarısı aklıma gelip beni gülme krizine sokan ve delimiyimya dedirten bişi yazmak istedim.

son sınıftayım. okulda fazlasıyla popüler ve fazlası düşman sahibi bi insanım :D düşman demek de komik oldu. çekemeyen diyelim. bi kere hocalarımın hepsiyle kanka modundayım. son sınıfın başında tüm öğretmenlere boyunlarına asmaları için kimlik kartı dağıtıldı. artık her öğretmen boynunda yada yakasında kimlik kartıyla dolaşıyo. isimleri ve branşları yazan. ben de nasıl bi salaksam gittim o kimlik kartının aynısını oluşturup bilgisayarda, çıktısını aldım. kırtasiyeden -ne denir ona bilemedim şuanda ama kapıdı içine yerleştirip boynuma asacağım şeyi de- aldım. ismim sooyismim yazıyo altında da örneköğrenci. bununla dolşaıyorum okulda. hocalar falan görüp gülüyo. ama neden böyle bişi yaptım şuan bile mana veremiyorum. derdim dikkat çekmek olsa gerek. ergenim ne de olsa :p bi gün dersten tam çıktık kızın teki kötü bakışlar atarak sınıfımızın kapısından bana seslendi müdür seni çağırıyo diye. ama nası kötü bakışlar atıyo. noldulan dedim. kötü bakış attıracak nolmuş olabilir. girdim odayı "hayırdır yeaaa" modunda :p gel karşıma dedi, geçtim, bakiim yaka kartına dedi, gösterdim. bi gülmeye başladı. normal gülmüyo ama. şimdi gözümün önüne geldikçe gülüyorum bak. "kızım sen napıyosun ya tüm okulu topladın başıma" dedi. meğersem benim o kartla gezdiğimi görenler gidip gidip şikayet ediyomuş, kim seçti onu örnek öğrenci, neden o şeklinde. canım örtmenim ya bak gülüşümüz hala gözümün önünde.