20 Eylül 2011 Salı
bu işte bir tuhaflık var
"seni sürekli yanımda istiyorum, ömrümün her dakikasını seninle geçirmek istiyorum, şu anda da yanımda olmanı istiyorum, sana sarılmak istiyorum" diyor sevgili, sonra da "ama bu özlemek mi bilmiyorum, değil bence" diye ekliyor. özlem anlayışını merak ediyorum. günlerdir "neden gittin keşke gitmeseydin gerekirse birlikte eve çıksaydık" diyen başımın etini yiyen adam "seni özledim" dediğimde "ben özledim mi bilmiyorum" diyor.
18 Eylül 2011 Pazar
her şey bu kadar güzel gidemezdi, bilirdim. nazara delicesine inanırken neden her sorana anlatırım ki. evet, bir uyku arası "seni özledim"e gelmeyen cevap beni bunca kıran. sonrasındaki "ben zor özlerim biliyorsun" da tuzu biberi. bazen oturup düşündüğümde, çok sevmek mi yoksa çok sevilmek mi diye, sevmeyi seçiyorum her seferinde. o zaman üzülmek dertlenmek yersiz. sevmek sevilmekten daha zor daha uğraşlı. aklıma gelip beni çıldırtan geçmiş olaylar oluyor bazen, kızıyorum kendime, sen seçtin bunu diyorum, evet ben seçtim, ben sevdim, ben affettim. ama diğer yandan bunu kendime yalnızca ben söyleyebilirim. kimse bana "sen seçtin mızıldanma" diyemez. ben kimseye söylemem çünkü. kimseyi yargılama hakkına sahip değilim. kimse de beni yargılama hakkına sahip değil. bazen bu sebepten sustuklarım oluyor. kimseyi kendi dertlerimle boğmak istemiyorum. çünkü insanlar sadece dinlemiyor, illa yorum yapıyor, iyiliğimi düşünen yorumlar olsa dahi sevdiğim için yargılanmaktan hoşnut değilim. seviyorum ve karını da zararını da görüyor razı geliyorum.
17 Eylül 2011 Cumartesi
o kadar sıkılganim ki bu aralar. içim sıkıntı dolu. oysa ters giden hiçbir şey yok. sevgilimi özledim sadece. hayatım istediğim seyrinde ilerlerken her şey planlarıma uygun devam ederken sadece hayatımdan bi sene daha kaybettiğim için üzülüyorum. ve bu sıra yoğunluktan sebep arkadaşlarımla pek görüşemedim. hoş görüşecek doğru düzgün arkadaşımda yokki burda benim. ama yine de ne bileyim. olsa iyi olurdu heralde. ne çok sevgilimden bahsetmişim ben blogda başka hayatım yokmuş gibi. oysa var başka hayatım. ama şu sıra sadece ona takıntılıyım. uzak kaldık ve kalıcaz da bu sene. bunalıyorum bu sebepten. şu an da boğulmak üzereyim. içimdeki fırtınaları bastırıyorum umarım olmadık bi yer ve zamanda patlak vermez.
14 Eylül 2011 Çarşamba
her ayrılık gözyaşı şimdi bana
El ele yürüdüğümüz sokaklar bize ait değil. Artık.
En güzel anılarımızı barındıran, özgürlüğümüzü haykıran bu şehirde yaşamak için, çabalamaktan söz ediyorsun.
Sevinirim biliyorsun. Ama bilmediğin; Yanımda olduğun sürece her şehir güzel bana.
Varlığın öncekilerden farklı. Bu sefer kısıtlı. Gideceksin.
İşte bu yüzden her ayrılık gözyaşı artık bana.
seni özlüyorum sevgilim bu özlemler bize fazla.
10 Eylül 2011 Cumartesi
yalancının önde gideniyim
okulum bir yıl uzadı ve ben herkese formasyon alıyorum diye yalan söylüyorum. anneme babama bile. bu sene evde nasıl ders çalışıcam bilmiyorum salak değiller o derslerin formasyon dersi olmadığını anlayacaklar. şu ana kadar tam 3 adet severek yapabileceğim hatta bayılacağım işi reddettim. neden? çünkü diplomam yok! insanlara "bu sene dinlenicem, formasyon bitince düşünücem iş" demekten sıkıldım. aslında çalışmayı delicesine istiyorum. uyduruk bi işte bile olsa istiyorum ama uyduruk bi işe girip dikkat çekmekten korkuyorum. "neden bunları istemedin de bunu yapıyosun" diyecekler. of ne zor iş. tezimi yazmadım henüz dedim diplomam yok dedim babama. e yaz o zaman dedi. ekim başı kampa giriyorum. aslında eylülde girmem gerekiyordu ama o kadar doluki haftalarım. ancak eve gelip uyuyorum. çalışmak istiyorum, diplomam yok, para kazanmam lazım, kendi paramı kazanmam lazım, çıldırıyorum. kredi kartı borçlarım var. babamdan para isterken utanıyorum. açıköğretim, açıklise, okul dersleri, kpss hazırlık. bunların hepsini birden yapabilmem için de çalışmamam lazım aslında. sevgilim borçlarımı hallediceni söledi ama of ya. gerçekten kafam çorba ve kimseden akıl alamamak boğazımı sıkıyo sanki.
6 Eylül 2011 Salı
en çok sen yanımdayken huzurlu uyuyormuşum, bunu anlıyorum.
çok üşüdüm.
şimdi kalksam oturduğum yerden yaklaşsam kanepeye sana sokulsam.
"şu haline bak, üşümüşsün yine, yarı çıplak gezersen bu havada olacağı bu tabi" diye söylensen,
kalksan yerinden,
gidip hırka getirsen bana,
çorap getirip giydirsen.
sarılsan.
"havalar sıcak değil, gezme böyle yarıçıplak, hasta olacaksın bak" desen tekrar en yumuşak sesinle.
"boğuluyorum kalın giyinince" desem yine kızsan.
bi daha ve bi daha.
o kadar çok özledim ki seni. cümle kuramayacak kurduklarım dilimi dolayacak kadar çok özledim.
susadım deli gibi.
bu evde susadığımı anlayıp ben söylemeden getirenler yok ki.
bu evde ben sıkıldım diye kanalı değiştirenler yok.
yorgunluktan ölüyorum ve hayal ettiğim tek şey sana sarılarak uyumak.
1 Eylül 2011 Perşembe
sims zamanı çocuklar
Hasta olmaktan yalnızca yanındayken hoşlandığım sevgilim bu gün benden kilometrelerce uzakta uzaklığı fırsat bilip beni hasta halimle bırakıp denize gitmeye karar vermişti ki "hasta olursun inşallah" beddualarımdan tırsıp tırıs tırıs geri döndü.
Lanet öksürük yapıştı yakama bırakmıyor. Komşumuzun bilmiş kızına katlanmak adına çok çaba sarfetsem de, "ara beni dayanamıyorum" mesajları gönderdim bi kaç kişiye. Dönen sevgilim oldu. Ama beyimiz yemekte olduğundan telefonu masaya koydu ve "sen bizi dinle madem" dedi, 23 dakika 8 saniye usanmadan dinledim. Annesinin sesini duydukça içim ezildi. Evet annesinden dahi kıskanıyorum. Ne zaman yenebilcem bu hissi acaba?
Sims beni bekler, uçtum.
29 Ağustos 2011 Pazartesi
ne yaparsan yap yetmiyor bazen
Yüzsüzlük yapıp doğum günü hediyesi isteyen arkadaşımdan şikayetçiyim. İnsanlara hediye almaktan benim kadar hoşlanan bir başkası daha var mı bilmiyorum. Ama iyi niyetim suistimal edildiğinde kızıyorum işte. Uzun hikaye ama işin sonunda varacağım nokta;
"herkesi kendin gibi iyi zannediyorsun, ama değiller, başkalarına hep fazla iyisin, ama bana gelince değilsin" diyor sevgili..
Gülüyorum. Şu hayatta en sabrettiğim en sevdiğim en iyi niyetimi sömürmesine dahi izin verdiğim insan kendisi. Bana sorsalar "kendimi en yanında en iyi hissetiğim ve tüm iyiliğimin yüzde yetmiş payını ayırdığım insan" derdim.
Ama bazen, ne yaparsan yap yetmiyor bazen..
Çocuklarını uyurken seven ebeveynler varmış" hikayesi çocukluğumdan beri duyduğum bir klişedir. Ne annem ne babam uyurken seven ebeveynlerden olmadılar beni.
Ama ben sevgilimi en çok uyurken seviyorum. En masum halinde. Yüzünü okşuyorum, saçlarıyla oynuyorum kızsa da.
Ve sevgilimin en çok uyurken nefes alıp almadığımı kontrol edişini seviyorum. Biliyor nefes alamamaktan ne kadar çok korktuğumu.
"sabah giderken beni uyandır, ölmemiş olduğumu görmek istiyorum" dediğimde bana delimisin muamelesi yapsa da uyandırıp içimi rahatlatmasını seviyorum.
Gecelerce ona hep aynı hikayelerle ölümden korkuşumu anlatışlarımda bıkmadan dinlemesini, usanmadan aynı telkinlerde bulunmasını seviyorum.
28 Ağustos 2011 Pazar
ben mi abartıyorum yoksa gerçekten bi bokluk mu var kestiremiyorum
Ya ben abartıyorum kıskançlık işini ya da bu kızda gerçekten bir sorun var. Sevgilimin kuzeni olacak bir yaratık var ki hiç iyi elektrik alamıyorum kızdan başından beri. Kadınlar hisseder derler ya, aynen öyle bi his benimki de. Ya çevresinde bi ton kız var sürekli görüştüğü ettiği onlara karşı böyle bir şey hissetmiyorum ama kırk senede bir gördüğü bu amcakızı olacak kızdan hiç hazedemiyorum. Manyak mısın kuzen onlar diyebilirsiniz ama.. bilemiyorum işte.
Bi kere bu kızda acayip bi sevgilim* takıntısı var bunda herkes hemfikir. "ama abisi ya normal" diyip geçiyorlar. Orda durulmalı.
Benimle tanışmak için saçma sapan çocukça garip davranışlarda bulunmuş bir kız bu. Facebookta ekliyiz. Günlerden bir gün ben "sadece dikkat çekmek amacıyla" ilişkisi yok yapıyorum facebookta. Güzel kızımız hemen "çok mutluyum" vari bişiler yazıyor kendi duvarına.. Üç gün sonrasında ilişkisi yoku kaldırıyorum "yine bana mutsuzluk düştü" yazıyor. Hadi rast geldi diyelim..
Günlerden bir gün sevgilimle pikniğe gidiliyor, iki aile beraber, akşamına "hayatımın en güzel günüydü çok mutluyum seni seviyorum" yazılıyor.
Sevgilimin yanıma döndüğü gün "çok özlüyorum" yazılıyor.
Hepsi raslantı olamaz sanırım. Ya da belki raslantı ve ben manyak olduğum için sevgilime yoruyorum.
Ama.. Dün memleketine babannesinin yanına uçtu sevgilim. Bu kızımız da oradaymış. Akşam gezmelerden pek görüşülememiş derken tam sahur vakti kızımız facebookuna "bu kadar güzel gülme sevgili, cenneti gördüm diyorum deli diyorlar" yazmış. ve benim sevgilim çok güzel güler gerçekten! bu sebepten kimseye gülsün istemem! herkes "gülmek çok yakışıyor" falan der.
ya sanırım ben kıskançlıkta çığır açtım... ama hepsi mi raslantı. çok fena ne hissetmem gerektiğini bilemez haldeyim.
26 Ağustos 2011 Cuma
Anlam veremiyorum bazen.
Yüzümü okşayıp, bana doyamadığını söyleyen adam olamaz karşımdaki değil mi? Ne kadar sevse de hep kendini eksik hisseden, kırıldığımda birilerine sebepsiz, eline batmasından korkmayıp toplayan tüm kırıkları ve kalbimi her seferinde eskisinden sağlam hale getiren adam olamaz.
Yanan parmağıma günlerce üzülen adam 3 gün sonra beni bunca kıramaz öyle değil mi? Hala sebebini anlayamadığım bir şey için canımı bunca acıtamaz.
Hassasım belki haddinden fazla, ama şırıngayla içimdeki tüm mutluluk çekilmiş gibi hissettirmemeli bana öyle değil mi?
Yoruldum. Şu 9 saatte bir maden işçisi kadar yoruldum.
20 Ağustos 2011 Cumartesi
liseye başlıyorum seneler sonra :)
evet şaka gibi ama ben liseye başlıyorum. 5 sene sonra yeniden lise. rüya gibi. lise yıllarım hayatımın en güzel zamanları. tabi ki şimdiki asla asla aynısı olamayacak. çünkü bu açıköğretim lisesi.
çocuk gelişimi eğitimi alıp yuvalarda idarecilik yapmayı çok istiyordum. bölüm diplomam yalnız başına yeterli gelmiyordu çünkü. önlisans açıköğretim sosyal hizmet mi okusam diye düşünürken metge'nin bizim burdaki kız meslek lisesinde de olduğunu öğrenip havalara uçtum. üniversite mezunu olmak engel olur zannederken olmadığını öğrendim ve daha da yükseklere uçtum.
sonuç olarak sevdiğim konular üzerine yani tamamen çocuk üzerine 2 senelik eğitim alıp 2 sene sonra -ki 2 seneye gerek kalmadan önümüzdeki sene olacağını düşünüyorum- istediğim işi yapabilcem.
bir üniversite mezunu olarak salı günü liseye kayıt yaptırcam kulağa komik geliyor. gerçi hala son dakika da bir şey çıkacak ve ben boşuna sevinmiş olcam diye korkmuyor değilim.
gidip yeni defterler alayım :p
15 Ağustos 2011 Pazartesi
diş fırçamı kullanmaktan tiksinmeyen bi sevgilim var diye ben tiksiniyorum.
üniversiteye başladığımız sene arkadaşlarla muhabbet ederken ne alaka nasıl alaka nasıl oldu bilmem "sevgilinin diş fırçasıyla dişlerini fırçalar mısın?" diye bi konu oluştu üzerinde konuşuyoruz. ben kendimden eminim, hayır fırçalayamam. sevgilime sordum "fırçalarım nolcak" dedi. bu adam kardeşinin bile bardağından su içmeyen adam. sallıyo tabi yapmaz diye geçiştirdim o vakit.
geçen akşam ben gidip yatmışken tam uykuya dalacakken banyodan bi ses "çığlıııık benim diş fırçam nerde göremiyorum"
ayyy ben bunun fırçasıyla terliklerimin altını fırçalamıştım geçen gün havuz dönüşü! yerine fırça alırım demiştim unutmuşum. kıvırma çabasına girdim.
"sen diş fırçanı getirmedin mi?
- getirmedim tabiki, var burda fırçam neden getireyim.
itiraf etmek zorunda kaldım. ve adam "ya napcam şimdi ben nasıl uyucam" diye biraz mızıldandıktan sonra aldı benim diş fırçamı ve dişlerini fırçaladı! ben izleyemedim bile. kaçtım banyodan.
10 Ağustos 2011 Çarşamba
sevgiliyi kontrol etme yolları part1
yeni yazı dizisine başladım bebişler :p benim gibi eğer tereddütte kaldığınız "acaba kimlerle görüşüyor" diye muallaklar yaşadığınız bi sevgiliniz varsa, kıskancın önde gideni olup ona hiç bişi soramıyorsanız doğru adrestesiniz!
ilk olarak; yeni bir hat almaya ikna edilmelidir sevgili kişisi. ben bu konuda dört ayağımın üstüne düştüm. eski hatlarımız ikimizinde kendi üzerimize değildi. yıllanmış numaralarımızı değiştirmek için bundan iyi fırsat olamazdı. birlikte hat almak için çıktığımızda "numaralarımızın son haneleri art arda olsun bebişimmm" modunda dolanıp girdiğimiz hiç bir telefoncudaki numaraları beğenmediğimi söyeleyerek canından bezdirdim. ve ayrılır ayrılmaz ilk gördüğüm telefoncuya girip 2 tane hat istedim, ikisi de kendi üzerime tabi ki.. böylece onun hattı da benim üzerime olmuş oldu!
ikinci olarak; ayrıntılı fatura isticektim fakat sayfa başına 65 kuruş alındığını öğrenip vazcaydım, internetten şifre alınıp ayrıntılar incelenebiliyormuşmuşmuş. uuu süpermiş! günlerden bir gün sevgili sevgilim duştayken 7048e mesaj atarak (evet vodafone kullanıyoruz) hattına bir internet şifresi atadım. artık güç bendeydiii. ama daha bitmemişti.
son aşama olarak; şarj aletimi ortadan yok edip, şarjım kayıp telefonum kapandı bizimkiler ulaşamazsa merak eder durumu oluşturdum. ve sevgilimin ikinci telefonunu alıp hattımı takarak onu kullandım 2 gün kadar. bu süreçte de tüm numaralarını telefon hafızasına kaydeden sevgilimin bana faydası çoktu. tüm numaraları sim kartıma kopyaladım.
artık ne zaman istersem internet şubeden giriş yapıp kimlerle ne kadar konuşmuş kimlerle ne zaman mesajlaşmış kontrol ediyorum. numaralar da sahipleri de elimde! güç bende artık!
bir buçuk ayda herhangi bi yanlışını yakalamamış olmam yakalamayacağım anlamına gelmez değil mi? öyle tabi.
1 Ağustos 2011 Pazartesi
yine bize hasret yine bize özlem var.
"aptalsın sen" diye çığlıklar atıyordum. o kadar çok sarsıyordum o kadar çok hırpalıyordum ki, kendimi kendimden korumaya gücüm yoktu.
affettiklerini hazmedemediği anlar oluyor insanın. ben hazmedemediklerimle boğuşurken onun özürler dilemesi bana hiçbir şey ifade etmiyordu. ben kendimi hırpalarken yalnızca seyretmek zorundaydı.
gücüm tükendiğinde ağlamaktan, "kahve suyu koysana" dedim, alışkındı, kendimi yer bitirir yine kollarına koşardım, o bana da bu duruma da alışkındı.
kahve suyu koyduktan sonra kollarımdan tuttu sakince, yüzümü yıkadı banyoya götürüp, banyo kapısında sarıldığında bi posta daha ağlayabileceğimi hesaba katmamıştı. her zamanki gibi o kahveyi içmedim.
o tv izler görünüp pişmanlık duyarken yaptığı geçmiş hatalardan, ben saklandığım göğsünde onu daha fazla korkutmamak adına içimden ağlıyordum bizi düşünerek.
her ilişkide vardır inişler çıkışlar kavgalar sevinçler. bizimkiler fazlaydı. ikimize de fazlaydı. mesafeler bizi yer bitirirken biz birbirimize doyamadığımız her anı yine birbirimize zehir ederek yaşıyorduk bu hayatı. aynı şeyleri hissedişimizden sebepti birbirimize olan anlayışımız. kaç ezan dua etmiştim ağlayarak. kaç kez yalvarmıştım artık uzak kalmayalım diye.
yatağa yattığımızda kendimi yemeyi bırakmış şarkı söylemeye başlamıştım bile. yanında şarkı söyleyebildiğim tek insan. bu haliyle bile özel. oyuna döktük işi, o istedikçe ben değiştirdim. uykuyla uyanıklık arasındayken bile, hala beni dinlerken ona acıdım. her kriz anımda tüm bu dengesizliklerime katlanmak zorunda mıydı?
"yaşatan o, katlanmalı" diyemedim. onu ben seçmiştim. bunları yaşamak istemesem git diyebilme hakkına sahiptim. seçim benimdi, ve yine seçim onundu da aynı zamanda. krizlerimi yatıştırmak istemese "gidiyorum" diyebilirdi, hiç dememişti ki. tüm zorluğuma rağmen tüm hassasiyetime rağmen hala yanımdaydı.
göğsüne sakladım kendimi bir kez daha. nefes alışverişini, kalp atış ritmini dinledim. kokusu benimdi.
son bir sene daha dedim, bir sene daha katlanabilirdim bu uzaklığa, fazlası yorardı, avuttum kendimi bir sene daha diyerek, uyuyakalmışım.
uyandığımda elleri hala belimi kavrar halde yüzünü saçlarıma gömmüştü, bekleyebilirdim, bekleyebilirdik..
30 Temmuz 2011 Cumartesi
tatile ihtiyacım vaaaaarrrr
gece gece içimde anlamsız bir sıkıntı. sebebi var mı diye düşünüyorum, yok aslında. yani yok gibi. bilmiyorum. çok fena bi yerlere gidesim var sadece. sevgilimin maddi açıdan rahatlamasını bekliyoruz. sanırım eylülü bulacak gidişlerimiz. gidebilirsek tabi. ama buna o kadar çok ihtiyacım var ki. özellikle şimdi olsaydı keşke. her gün bi ton insandan bi ton sorun dinliyorum. sihirli bi değneğim olsaydı eğer ve sınırlı dilek hakkım olsaydı yemin ederim tekini kendime kullanmazdım. önce o insanların sorunlarına çözüm olurdum ki en azından kafam rahat olabilsin. onları düşünmekten kendime vakit ayıramıyorum. ailemin her bireyinin ayrı bi sorunu var. annem babamdan bahsetmiyorum. sülalem olan ailem. hepsini annemin dinlemesi, annemin kaldıramayıp benimle paylaşması benim de bunları sıkıntı yapmam. keşke herkes çok mutlu olsa. onların sorunları yüzünden ben yoruldum. günde en az 20 şer dakikadan 5 kişiyle konuşuyodum bi ara. eve geldim durum daha berbat. annem üzülüyor ben onu teselli etmeye çalışırken daha çok boğuluyorum. işte sırf bu yüzden alıp başımı bi yerlere gitmek istiyorum. telefonumu kapatmak. her şeyden herkesten uzak. kafamı dinlemek. akşama kadar açık havada yatıp kitap okuyacak olsam dahi istiyorum. error veriyorum. ihtiyacım vaaaarrrr. birisi hayrına masraflarımı karşılasa da gidip kafa dinlesem :D:D
28 Temmuz 2011 Perşembe
çok kızsal bi yazı bu
sevgili : naptın sen bacaklarını jiletledin mi?
anlamamazlıktan gelmeye çalışır bir ifadeyle ben;
- ne demek yani o?
sevgili : tüylerinden kurtulmak için diyorum?
(ne kibar adam benim kıllarıma tüy diyo hala)
- nerden çıktı?
* baksana bacaklarının haline. kesmişsin bi de tüyden kurtulcam diye.
- tamam pes ya iki seferdir jilet kullandım.
* salak mısın neden? daha gür çıksınlar diye mi?
şu salak muhabbet sonrasında kararım kesin. bu sene lazere gidilecek ve ömür boyu kurtulanacak bu tüylerden (?) !!
napim ama baktım jilet kolay işmiş cırt cırt. ama o 2 sefercik denilen sürede bacaklarım berbat bi hal aldı o ayrı mevzu. çok utandım.
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Canım sevgilim;
çok fazla sevgi sözcüğü kullanmasam da bazen ağzımdan kaçıyor, "hayatım" diyorum sana. sen üzerinde durmuyorsun. oysa ki ufacık bir kelime anlatıyor kapladığın yeri. "hayatım" sana ait. aldığım her nefesi verirken sen varsın içimde bir yerlerde. bazen aşkınla bazen öfkenle bazense sadece varlığınla. sana anlatsam şimdi bunları böyle uzun uzun, "yine tuttu gevezeliğin" dersin bilirim. çok mu gevezeyim sevgilim? oysa sessizliğimden yakınan insanlar tanıdım. azıcık sesim değişse anlatırken, "şımardın yine sen" dersin, oysa ben yalnızca sana şımarırım bilirsin.
aslında sana anlatmak istediğim yine içimde yanardağlar harekette. yine isimler yankılanıyor kafamın içinde bi yerlerde. saçlarını yolmak istiyorum senin. sonra kıyamıyorum yine sana.
benim değerimi bilmelisin. bizi senelerdir tanıyan arkadaşlarım "onu hala sevdiğine emin misin" diye soruyorlar bana.. bazen seviyormuşum gibi geliyor bazen sevmiyormuşum gibi. ama şu hayatta sadece senin mutlu olmanı istediğimi biliyorum. o kadar garip ki. sen mutlu ol diye sevmediğim halde yanında kalabilirmişim gibi. bunları söylesem birilerine "hasta" derler bilirim. ama ben böyle hissediyorum gerçekten. takıntı belki bu. ama ben seni mutlu etmek için varmışım gibi hissediyorum. mutlu ol diye ayın şeklini kareye bile çevirebilirmişim gibi. anlamazsın beni bilirim. anlama zaten. anlarsan korkarsın. korkarsan kaçarsın. kaçarsan mutlu edemem ki seni. saçmalıyorum. evet. seni çok öpüyorum.
20 Temmuz 2011 Çarşamba
örnek öğrenciyim o yea
lise hayatımı anlata anlata bitiremem. çok güzel zamanlardı. ama gecenin bi yarısı aklıma gelip beni gülme krizine sokan ve delimiyimya dedirten bişi yazmak istedim.
son sınıftayım. okulda fazlasıyla popüler ve fazlası düşman sahibi bi insanım :D düşman demek de komik oldu. çekemeyen diyelim. bi kere hocalarımın hepsiyle kanka modundayım. son sınıfın başında tüm öğretmenlere boyunlarına asmaları için kimlik kartı dağıtıldı. artık her öğretmen boynunda yada yakasında kimlik kartıyla dolaşıyo. isimleri ve branşları yazan. ben de nasıl bi salaksam gittim o kimlik kartının aynısını oluşturup bilgisayarda, çıktısını aldım. kırtasiyeden -ne denir ona bilemedim şuanda ama kapıdı içine yerleştirip boynuma asacağım şeyi de- aldım. ismim sooyismim yazıyo altında da örneköğrenci. bununla dolşaıyorum okulda. hocalar falan görüp gülüyo. ama neden böyle bişi yaptım şuan bile mana veremiyorum. derdim dikkat çekmek olsa gerek. ergenim ne de olsa :p bi gün dersten tam çıktık kızın teki kötü bakışlar atarak sınıfımızın kapısından bana seslendi müdür seni çağırıyo diye. ama nası kötü bakışlar atıyo. noldulan dedim. kötü bakış attıracak nolmuş olabilir. girdim odayı "hayırdır yeaaa" modunda :p gel karşıma dedi, geçtim, bakiim yaka kartına dedi, gösterdim. bi gülmeye başladı. normal gülmüyo ama. şimdi gözümün önüne geldikçe gülüyorum bak. "kızım sen napıyosun ya tüm okulu topladın başıma" dedi. meğersem benim o kartla gezdiğimi görenler gidip gidip şikayet ediyomuş, kim seçti onu örnek öğrenci, neden o şeklinde. canım örtmenim ya bak gülüşümüz hala gözümün önünde.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)